2 Temmuz 2009 Perşembe

28 Haziran 2009 Pazar

Yetmez Sayın Demirören !

Beşiktaşlılık duruşunun tanımını yeniden yazmaya devam ediyor sayın Demirören.
Son vukuvatı asbaşkanına tüm kameralar önünde lan diye hitap etmesi.Üstelik Ahmet Çakar la girdiği küçük Ahmet diyaloğu birçük sağduyulu futbolsever tarafından henüz idrak edilememişken...Sayın Demirören balık hafızalı oluşumuzu suistimal mı ediyor dersiniz ?
Ülke sporunun gelişiminde büyük katkıları olan kahvehanelerde yetişmiş bir çok futbolcu ve teknik direktör olduğunu zaten biliyorduk ancak ilk kez bir kulüp başkanı kahvehane ağzıyla nasıl başkan olunur net bir şekilde anlatıyor.Bu anlamda tam bir başarı öyküsü...
Beşiktaşlık duruşunun ne olup olmadığı tartışmalarına referans alabileceğimiz somut şeyler için Demirören şarttı belkide...Efsane başkan Seba taraflı tarafsız tüm futbolseverlere beşiktaşlılk duruşunun ne olduğunu ondört yıl boyunca nasıl anlattıysa sayın Demirören de ne olmadığını 6 yıl gibi kısa bir dönemde sayısız örneklerle anlattı.Anlamayanlarımız içinse daha yüsek sesle anlatmaya devam ediyor.Yetmez sayın demirören yetmez ...Ne olduğu kulaklarımızda öylesine çınlıyor ki seni duyamıyoruz !

26 Haziran 2009 Cuma

profesyonel olmak yada olmamak işte tüm mesele bu !

tüm hayatımızı profesyonelce yaşıyor durumdaydız da bizim mi yeni haberimiz oluyor...
en çokta futbolumuz profesyonel, futbolcularımızı anlatmaya gerek bile yok...
neden tuttuğu takımı açıkladıktan sonra profesyonelim kanımın son damlasına kadar oynadığım takım için savaşırım edebiyatı yapar bir futbolcu?aslında profesyonel olmadığı için! Dışarıdan aldığımız hemen herşeyi yanlış uyguladığmızın aksine son derece profesyoneliz konu futbol olduğunda ! Futbolumuzun ülkenin dört bir yanındaki kahvelerde okeye dönen maurinho lar sclolari ler ancelotti ler ve terim lerden oluşan profesyonel teknik direktörler tarafından yönetildiğini unutmayalım...UEFA nın okeye dördüncü lisansına en fazla sahip ülkesi olduğumuzu biliyor muydunuz ?
sahada delice koşturup taraftara şirin gözükmek için anlamsız deparlarla bitmeyen enerjimizi bitirmek midir profesyonel futbolculuk ?profesyonellğimiz yeşil sahalarla sınırlı değil elbette.maç biter bitmez soluğu reina da alıp kapanış düdüğüne kadar serdar ortaç eşliğinde sallanırken nekadar profesyoneliz bir bilseniz... ertesi sabahki antreman a geç kaldığımızda kulübün keseceği cezayı bana koymaz diyerek beynimizin derinliklerine yolladığımızda nekadar profesyoneliz ? lisansı olmayan menejerimiz aracılığıyla yürüttüğümüz transfer görüşmeleri sonunda iki gün önce giydiğimiz formayı fotomontaj diyerek inkar edecek kadar yetenekli profesyonelleriz aslında.50 milyon dolar verseler o takımda oynamam dedikten sonra 2.3 milyon avroya şapkayı kafayı geçirdiğimizde attığımızın çalımın saha da atabildiklerimizden çok daha kıvrak olduğunu düşünürsek hakikaten biz olmuşuz diyesi geliyor insanın...